Kadınların Ruh Sağlığı ve Ücretsiz İş Yükü (*)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(*) Bu makale Soraya Seedat ve Marta Randon (2021) “Women’s wellbeing and the burden of unpaid work” başlıklı akademik yayının bazı bölümlerinin ufak değişikliklerle çevirisinden
oluşmaktadır.
Dünyadaki ücretsiz işlerin dörtte üçünü gerçekleştiren kadınlar, zamanlarının orantısız bir
bölümünü bu işlere harcamaktadır: Günde 11 milyar saat. Küresel olarak kadınlar erkeklere kıyasla
üç kat daha fazla bakım ve ev işi üstlenirken, düşük ve orta gelirli ülkelerdeki kadınlar yüksek gelirli
ülkelerdeki kadınlara kıyasla ücretsiz işlere daha fazla zaman ayırmaktadır, ancak ülkelerin kendi
içlerinde de gelir farklılıklarından kaynaklanan farklar mevcuttur.
Ücretsiz bakım genellikle düşük değerli bir iş olarak algılanır ve ana akım ekonomide görünmezdir;
bunun temelinde yerleşik ataerkil kurumlar ve kadınların ekonomiye toplam katkılarını hesaba
katmayan ulusal muhasebe sistemleri yatmaktadır. Ücretsiz ev ve bakım işleri, daha fazla ruh
sağlığı yükü ve yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkilerle ilişkilendirilmektedir. Ancak buna ilişkin
kanıtların çoğu yüksek gelirli ülkelerden gelmektedir. Uluslararası düzeyde, Covid-19 salgını
sırasında, bakım ve ev işleri için harcanan zaman hem erkekler hem de kadınlar için artmıştır,
ancak bu işin artışı ve yoğunluğu kadınlar için çok daha fazla olmuştur.

Ücretsiz çalışma, stres ve ruh sağlığı
Ücretsiz çalışma, kişisel bakım ve ev işleri de dahil olmak üzere, hane halkı üyeleri için hane içinde
sağlanan hizmetleri ifade eder. Ev içi işler ve yeniden üretim rollerinin cinsiyete dayalı doğası
nedeniyle, kadınlardan ve kız çocuklarından genellikle ücretsiz ev ve bakım işlerini üstlenmeleri
beklenmektedir. Ücretsiz bakım işi, hem kadınların ücretli istihdama girip girmemelerini hem de
ücretli istihdamda kalıp kalmamalarını ve işlerinin kalitesini belirleyen önemli bir faktördür. Ücretsiz
çalışma bağlamında, bireysel düzeydeki faktörlerin (örneğin, stres algıları, kümülatif stres yükü,
geçmiş ruh sağlığı sorunları) ve ekolojik faktörlerin (örneğin, ev koşulları, alan kısıtlamaları,
gürültü) stres ve ruh sağlığı üzerindeki etkisine ilişkin kanıtlar sınırlı olsa da, angarya ve ücretsiz
çalışmanın fiziksel taleplerinin katkılarının dikkate alınması gerekmektedir.
Kadınların ücretsiz ev işi ve bakım deneyimi ve bu faaliyetlerle ilişkili angarya, yalnızca yüksek
gelirli ülkeler ile düşük gelirli ülkeler arasında değil, aynı zamanda ülkeler içindeki farklı gelir
grupları arasında da büyük farklılıklar göstermektedir. Tüm ülkelerde yüksek gelirli kadınlar, daha
zahmetli ev işlerini dışarıya yaptırarak, örneğin bakım hizmetleri ve ev işleri için yardımcı
kullanarak, çocuklarına daha fazla ilgi gösterebilmekte ve onlarla daha kaliteli zaman
geçirebilmektedir. Buna karşılık, maddi imkânlardan yoksun kadınlar sürekli tekrarlanan, zaman
alan ve fiziksel olarak zorlayıcı ev işlerinin yükü altındadır. Yoksul kadınların toplam ücretsiz iş
yükünün en büyük kısmını oluşturan bu angarya işler önemli ölçüde yorgunluk ve strese neden
olabilirken, ev işlerinin ücretsiz çocuklarla oynamak gibi ilişkisel kısımları stresi azaltıcı ve tatmin
edici olabilmektedir.
Stres, kortizol de dahil olmak üzere nörohormonların salınımını harekete geçirir. Ev işleri ve çocuk
bakımı nedeniyle yüksek stres yaşayan kadınların, bu tür ücretsiz işlere ilişkin düşük stres
deneyimlediğini bildiren kadınlara göre daha yüksek kortizol seviyelerine sahip olduğu ve kortizol
seviyelerinin daha yavaş düzelme gösterdiği görülmüştür. Sürekli olarak yüksek seviyede seyreden
kortizol, ücretsiz bakım işi yapan kadınlarda görülen depresyon da dahil bazı olumsuz ruh sağlığı
sorunlarını kısmen açıklayabileceğinden, bu durum kadınların ücretsiz işle ilgili öznel
deneyimlerinin önemini vurgulamaktadır. Kadınlar için, erkeklere kıyasla daha yüksek nesnel stres
düzeyleri, daha yüksek algılanan stres (yük ve rol gerginliği) düzeylerine de dönüşebilir. Ayrıca,
bilişsel ve duygusal katılım ve ücretsiz işten kaynaklanan dinlenme (örneğin, boş zaman, eşlerle
veya arkadaşlarla iletişim ve öz bakım için zaman) eksikliği, sonunda fiziksel ve duygusal sıkıntı,
depresyon ve anksiyeteye yol açabilir.

Ücretli ve ücretsiz işlerin "çifte yükü" farklı etkilere sahip olup, hane içi stresin kadınları erkeklerden
daha fazla etkilediği görülmektedir. Örneğin, ABD'de yapılan bir araştırma ev işlerinin
paylaşımındaki eşitsizliklerin ve kadınların bu işlerdeki orantısız payının depresyon vakalarındaki
cinsiyet temelli farklılıklara önemli ölçüde katkıda bulunduğunu ortaya koymuştur. İsveç'te 2008-
2014 yılları arasında yapılan, çalışan nüfustaki depresyon vakalarını haritalandıran dört aşamalı bir
çalışma, kadınların genel olarak daha uzun saatler çalıştığını ve erkeklere kıyasla ücretsiz işlerde
daha fazla zaman harcadığını ortaya koymuştur. Daha fazla ücretsiz çalışma saati ile daha yüksek
depresyon belirtisi arasındaki bağlantı kadınlarda erkeklerden daha güçlüdür. Ayrıca kadınlarda
daha fazla toplam çalışma saati ile "yüksek düzeyde stabil" depresyon deneyimlenmesi arasında
da bir ilişki vardı. Her iki bulgu da çalışma saatlerini, özellikle de ücretsiz çalışma saatlerini
azaltmaya yönelik hedeflendirilmiş müdahalelere duyulan ihtiyacın altını çizmektedir.
Ücretsiz çalışmanın başka olumsuz zararlı etkileri de vardır. Kore’de gerçekleştirilen bir Yaşlanma
Çalışması (2006-18), orta yaşlı, tam zamanlı ev kadınlarının diğer mesleklerdeki kadınlara kıyasla
beş kat daha fazla bilişsel bozukluk riskine sahip olduğunu göstermiştir.
Ayrıca, kadınlarda hasta veya yaşlı bir akrabaya uzun süreli veya yüksek yoğunlukta bakım
sağlamakla psikiyatrik hastalıklar deneyimleme arasında bir ilişki saptanmıştır. Ücretsiz bakım
sağlamanın gençlerin istihdamları, gelirleri ve sağlıkları üzerindeki etkileri hakkında Birleşik
Krallık’ta yapılan bir çalışma, yaşlı, hasta ve engelli kişilere ücretsiz bakım sağlayan gençlerin
çoğunlukla bir partnerle birlikte yaşayan ve sosyal konutlarda ikamet eden eğitimsiz kadınlar
olduğunu ortaya koymuştur. Bakım sorumluluğu olmayan gençlerle karşılaştırıldığında, bakım
sorumluluğu alanların fiziksel ve ruhsal sağlığı daha kötüdür, daha az gelir elde etmektedirler, daha
az vergi ödemektedirler, daha fazla sosyal yardım almaktadırlar ve sağlık hizmetlerine daha fazla
harcama yapmaktadırlar.
Bu bulgular, ücretsiz çalışma ile uzun vadeli bireysel ve toplumsal sorunlar arasındaki nedensel
ilişkileri anlamamıza katkıda bulunmaktadır. Kadınların ve kız çocuklarının küresel nüfusun
%49.5’ini oluşturduğunu düşünürsek, bunun doğrudan ve dolaylı maliyetlerin yüksekliği hayret
vericek ölçüdedir.
Yüksek gelirli ülkelerdeki kadınlarda ücretsiz çalışmanın ruh sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine
ilişkin kanıtlar artmakla birlikte, düşük ve orta gelirli ülkelerde ücretsiz çalışmanın ruh sağlığı
üzerindeki etkilerine ilişkin cinsiyete göre ayrıştırılmış veriler yetersizdir. Ücretsiz bakım vermenin
fiziksel ve ruhsal sağlığa maliyetinin bu ülkelerde daha da yüksek olabileceği düşünüldüğünde,
bunun etkileri endişe vericidir. Afrika, Asya ve Güney Amerika'da ücretsiz bakım verenler ile bakım
hizmeti vermeyenlerin sağlık sorunlarını karşılaştıran sistematik bir inceleme, ücretsiz bakım
verenlerin bakım vermeyenlere kıyasla daha yüksek düzeyde anksiyete ve depresif semptomlara
sahip olduğunu ortaya koymuştur. Bu araştırmaya dahil edilen 14 çalışmanın 12'sinde bakım
verenlerin çoğunluğu kadındır ve bu örnekleme kronik sağlık sorunları (örneğin HIV, kanser,
diyabet) olan bireylere, engelli aile üyelerine veya görünürde herhangi bir tıbbi sorunu olmayanlara
bakım verenler de bu gruba dahil edilmiştir.
Toplumsal cinsiyete dayalı sosyal normlar, kadınları bakım veren ve hizmet sunan kişiler olarak
yapılandırsa da ücretsiz çalışma, kadınların ruh sağlığının daha kötü olmasıyla açıkça ilişkilidir.
Pandemi bu eşitsizlikleri artırmış ve kadınları depresyon, anksiyete ve diğer yaygın ruhsal
bozukluklar açısından daha da büyük bir risk altına sokmuştur.
Hem pandemi hem de pandemi sonrası dönemlerde, ücretsiz bakım vermenin ruh sağlığı sonuçları
üzerindeki etkilerini küresel düzeyde daha iyi anlayabilmemiz için daha uzun dönemlik
araştırmalara ihtiyaç vardır. Bu, ücretsiz ev işi ve bakım vermenin süresi, türü ve yoğunluğu, ücretli
işle etkileşimi ve ruh sağlığı sonuçlarına katkısının derinlemesine araştırılmasını içermelidir. Ruh
sağlığı sorunlarının şekillenmesinde bireysel düzeydeki faktörler ile ekolojik faktörler arasındaki
etkileşimin de daha fazla incelenmesi gerekmektedir. Pandemi, ücretsiz bakım ve ev işlerinin
cinsiyeler arası dağılımına ilişkin karşılaştırmalı ülke verilerinin toplanarak, siyaset yapıcılar için
veri geliştirilmesine duyulan ihtiyacı güçlendirmiştir.

Bu makale Avrupa Birliği Sivil Düşün Programı kapsamında Avrupa Birliği desteği ile çevirilerek yayınlanmıştır.. İçeriğin sorumluluğu tamamıyla teknolojikanneler.com ‘a aittir ve AB’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.